Pembe Estetik

Estetik Bakış ile Periodontal Değerlendirme

Diş eti problemleri olduğunda estetik değerlendirmelerden bahsetmek oldukça zordur. Diş eti kanamaları, bakteri plağı ve diş etinde iltihabi süreçten kaynaklanan renk ve yapı değişiklikleri estetik kriterlerin yakalanmasını zorlaştırır.

Kazanılacak sağlığın zaman içerisinde korunabilmesini imkansızlaştırır. Çalışma yapılan alanlarda dişeti dokusunun sağlığının devam ettiğini görmenin en iyi yöntemlerinden birisi dişeti iltihabını gözlemlemektir. bu maç ile iltihabı ölçen indeksleri kullanmak olasıdır.

Periodontal hastalığın ve kötü ağız bakımının varlığında estetik tedavi planlaması anlam taşımamaktadır. Özellikle ağız bakımının optimal düzeyde tutulamaması yapılacak estetik tedavilerde çevresel nedenlerle başarısızlığı hazırlayacaktır.

Diş Eti Değerlendirilmesi

Diş Eti Hastalıkları Tedavisi
Diş Eti Hastalıkları Tedavisi

Estetik değerlendirmelere geçilmeden önce, söz konusu bölgede sondalanabilir cep derinliklerinin vestibül ve palatinal yüzlerde 3 mm yi geçmiyor olması, ara yüzlerde ise en fazla 4 mm olması gerekmektedir. Diş eti sağlığının değerlendirilmesinde ikinci aşamada sondalama sonrası cep içerisin den kanama olmaması ve dişeti kenarında renk değişikliği ve kanama bulunmaması gerekmektedir. Periodontal hastalığın belirlendiği durumlarda, estetik değerlendirmelere geçilmeden önce, hastalığın ortadan kaldırılması gerektiği unutulmamalıdır.

Gülme hattının belirlenmesinde vermillon hattı ile üst ön bölgede serbest dişeti kenarının ilişkisi dikkate alınmaktadır. Gülme hattı yaşın ilerlemesi ile dikey yönde yer değiştirir.

Dudak Sınırlan ve Gülme Hattı:

Dudak sınırlarının dişeti kenarı ile ideal ilişkisi değerlendirildiğinde gülme sırasında üst çene orta keserler ve kaninlerde dişeti kenarının üst dudağın vermillon hattına denk gelmesi beklenmektedir. Yan keser dişlerde 1-2 mm diş etinin görünmesi veya orta keserlerle dişeti kenarının aynı seviyede olması ideal olarak kabul edilmektedir. Gülme sırasında diş etlerinin hiç görünmediği olgularda düşük gülme hattından, sözü edilen dişler çevresinde diş etinin ortaya çıktığı durumlarda ise yüksek gülme hattından söz edilmektedir.

Diş Eti Estetiğinde Diş Eti’nin Sınırları, Simetrisi ve Fenotipi:

Diş eti çekilmesi
Diş eti çekilmesi

Klinik kuron un en tepe noktasına zenit noktası denilmekte ve bu nokta her zaman klinik kuronun sağ ve sol yönde orta noktasına denk gelmemektedır'”.

Diş eti kenarının oluşturduğu çizgi orta hat rehber alındığında simetri oluşturmaktadır ve simetri orta hatta yaklaşıldığında daha fazla önem kazanmaktadır. Diş eti kenarı fenotipine bağlı olarak derin kavisler çizebilir veya daha ziyade düz bir çizgiyi andırabilir. Diş etinin fenotipi doku kalınlığının ölçülmesi ile belirlenir ve ince, normal, kalın olmak üzere alt gruplara ayrılır. Dişetinin fenotipi estetik uygulamalarda önemli olduğu kadar, dişetinin sert fırçalama, subgingival kuron kenarı sonlanması veya.kötü ağız bakımı gibi kronik bir uyarana vereceği yanıtın tahmin edilmesinde de önem taşımaktadır. İnce fenotipe sahip bölgelerde doku her zaman dişeti çekilmesi ile uyarana yanıt vemektedir.

Dişeti fenotipi ince (a), normal (b), ve kalın (c) olarak sınıflandırılmaktadır. ince fenotipin görüldüğü bölgelerde dişeti çekilmeleri ile karşılaşma olasılığı yüksektir. Kalın fenotip ise çoğunlukla gecikmiş pasif sürme olgularında görülür. Gerekli görüldüğü durumlarda dişeti fenotipinin periodontal cerrahi ile değiştirilmesi mümkündür.

İnterdental alveol kemiğinin tepesi ile dişlerarası temas noktası arasındaki mesafenin 5 mm ve altında olduğu durumlarda interdental papil olguların hemen hemen tamamında dişlerarası boşluğu tam olarak doldurmaktadır, b) Alveol kemiğinin tepe noktası ile dişlerarası temas noktası arasındaki mesafenin 6mm olduğu vakaların %56 sında papil dişler arası boşluğu tamamen doldurabilmektedir, c) Bu mesafenin 7 mm olduğu bölgelerde ise papil olguların ancak %27 sinde boşluğu doldurabilmektedir.

İnterdental Papilin Konumu:

İnterdental papil alveol kemiği, dişlerin ara yüz duvarları ve birbirleri ile temas noktalan tarafından oluşturulan boşluğu dolduran dişeti dokusudur. Ön dişlerde papilin varlığı dişler arasındaki temas noktası ve alveol kemiği arasındaki mesafe ile yakından ilişkilidir. Özellikle protetik uygulamalarda, biyolojik sınırları zorlamadan, papilin eksik olduğu bölgelerde, interdental alanın daraltılmasıyla papilin boşluğu doldurması sağlanabilir.

Dişetlerinde sık karşılaşılan estetik sorunlar:

Estetik sorunların ortaya çıkmaması için restoratif işlemlerde öncelikle biyolojik prensiplere dikkat edilmeli ve bireyin ağız bakımı işlemlerini gereğince yapması sağlanmalıdır. Ancak kötü alışkanlıklar, aksamış ağız bakımı, iatrojenik nedenler ve gelişimsel nedenlerle de dişetlerinin ve dolayısı ile ağızın görüntüsü istenmeyen değişimler göstermiş olabilir. Bu estetik sorunlann tedavisinde etyolojinin doğru saptanması tedaviden elde edilecek yaran arttıracaktır. Dışetlerıntn fazla görünmesi. gelişimsel nedenlere iyi bir örnek oluştururken, dişeti ve papil kayıplan zararlı alışkanlıklar ve kötü ağız bakımı sınıfına girmektedir.

Dişetlerinin Fazla Görünmesi:

Diş etlerinin gülümseme sırasında fazlasıyla görünmesinin nedenleri incelendiğinde üç ana başlık dikkat çekmektedir.

İskeletsel bir sorun olan maksillanın fazla büyük olması, dikey yüz oranlarını etkilemekte ve orta yüz yüksekliğinin artmış olması ile karakterizedir. Bu bireylerde sadece gülme sırasında diş etleri görünmekle kalmayıp, dinlenme halinde ve konuşurken de diş etleri dikkat çekmektedir. İskeletsel bir sorun olması nedeni ile tedavisinde ortodontik ve ortognatik cerrahi yaklaşımlar önem kazanmaktadır. Kuron boyu uzatma işlemleri ve protetik işlemler ile düzeltilmesi olanaksızdır.

Dişlerdeki malpozisyonlar, dişetlerinin fazla görünmesinde diğer bir nedendir ve yaygın olduğu olgularda ortodontik tedavi doğru yaklaşım olarak kabul edilmektedir. Ancak bazı olgularda, özellikle tek dişi ilgilendiren minör malpozisyonlarda, kuron boyu uzatma işlemi ve protetik uygulamalarla sınırlı yarar elde edilebilir.

Yüksek gülme hattının en sık karşılaşılan nedenleri arasında gecikmiş pasif sürme değerlendirilmelidir. Aktif sürme tamamlandıktan

Kuron Boyu Uzatma İşlemi

Dişlerde kare görüntüsü, iltihap olmamasına karşın dişeti kenarında kalınlaşma ve kalın fenotipik görüntü bu tür olgularda tipik klinik bulgulardır. Kuron boyu uzatma işlemi yapılırken biyolojik alan ve mesafe kavramları dikkate alınarak yapılması elde edilen sonuçların uzun ömürlü olmasını sağlamaktadır.

sonra dişeti kenarı apikale doğru yer değiştirir ve mine sement sınırından 1 mm kuronalde veya tam sınır üzerinde nihai konumuna yerleşir.

Bazı bireylerde aktif sürmenin tamamlanmasına karşın, dişeti kenarının bu apikale doğru mıgrasyonu gerçekleşmez. Sonuç olarak, bu bireylerde dişetlerinin fazla görünmesi estetik soruna yol açar. Gecikmiş pasif sürme sonucu gerçekleşen bu estetik sorunun tedavisinde kuron boyu uzatma cerrahisi uygulanmaktadır. Gecikmiş pasif sürme iki klinik tipe ayrılmaktadır. Her iki tipte de dişeti kenarı mine sement sınırının kuronalinde yer almakla birlikte. Tip 1 gecikmiş pasif sürme olgularında geniş bir yapışık dişeti şeridi olmasına karşın, Tip 2 olgularında rnukogıngtval sınırın kuronalde yer alması nedeniyle yapışık dişeti alanı daralmakta Ye cerrahi işlem sırasında yapışık dişeti miktarının korunmasına özen göstermek

İnterdental Papil Kayıpları:

Estetik periodontal zorluklar arasında en önemli yeri tutan ve aynı zamanda da tedavisi en güç olan sorunların başında papil kayıpları gelmektedir. Papil kayıplarının etyolojisinde periodontal hastalıklar başı çekmekte, ardından hatalı protetik uygulamalar ve hastanın kürdan kullanmak gibi kötü alışkanlıkları gelmektedir. Papil kayıplarının ortadan kaldırılmasında periodontal veya protetik yöntemler. derı biri veya her ikisinin beraber kullanılması tercih edilebilir . Periodontal teknikler içerisinde papilin hacmini arttırmaya yönelik sapsız doku greftlert kullanılırken, alveol kemiğin hacmini arttırmaya yönelik kemik dokusu greftlert nadir de olsa kullanılmaktadır .

Papil kayıplarının tedavisinde sıklıkla subepitelyal bağ dokusu greftleri kullanılmasına karşın başarı herzaman elde edilememektedir. Başarıyı olumsuz etkileyen faktörlerin başında ince dişeti fenotipi gelmektedir.

Genel içinde yayınlandı

Bir cevap yazın